Türkiye'de 1 Mayıs
  1 Mayıs İstanbul
  1 Mayıs Ankara
  1 Mayıs İzmir
  1 Mayıs Adana
  1 Mayıs Bolu
  1 Mayıs Bursa
  1 Mayıs Samsun
  1 Mayıs Sıvas
  1 Mayıs Antalya
  1 Mayıs Kayseri
  1 Mayıs Gaziantep
  1 Mayıs Antakya
  1 Mayıs Trabzon
  1 Mayıs Zonguldak
  1 Mayıs Kıbrıs
 
 Dünyada 1 Mayıs...
  Değerlendirme; Dünya'da 1 Mayıs tablosunun gösterdikleri
  1 Mayıs Almanya

  1 Mayıs Fransa

  1 Mayıs İşviçre-Holland
 
 


 

Ankara'da 1 Mayıs kutlamaları…

İşçi ve emekçilerden yoksun bir 1 Mayıs

Bu yıl 1 Mayıs kutlamalarına üniversiteli gençliğin ve devrimci grupların katılımı yoğun oldu. Genel olarak işçi ve emekçi katılımı zayıftı. Sosyal yıkım saldırılarının yoğunlaştığı bir süreçte sendikaların 1 Mayıs'a katılımındaki zayıflık dikkat çekiciydi. Kimi sendika şubelerinin nispeten bu tablonun dışında kalması sonucu değiştirmedi. 1 Mayıs'ı sendikaların katılım düzeyi ve coşkusu üzerinden değerlendirdiğimizde ön hazırlık sürecinin zayıf kaldığı görüldü.

Eylem kitlenin saat 10:00'da Demirtepe Nokta durağında toplanmasıyla başladı. En önde “Yaşasın 1 Mayıs!”, “İşsizliğe, yoksulluğa, savaşa ve işgale hayır!” pankartları taşındı. Hemen arkasında ise DİSK “Tarihsel geleneğimiz 1 Mayıs'ı yaşatacağız!” pankartı yeraldı. DİSK kortejinde en kitlesel katılımı Genel-İş sağladı. DİSK Genel-İş 1. Bölge pankartı arkasında 300 işçi yürüdü. Birleşik Metal-İş, Emekli-Sen, Sosyal-İş ve OLEYİS 60 kişilik kortejleriyle alanda yerlerini aldılar.

Türk-İş'e bağlı sendikalardan en kitlesel katılımı 200 kişilik kortejiyle Tez Koop-İş sağladı. Petrol-İş Kırıkkale Şube'si 70, Ankara Şube 30 kişilik kortejle yürüdü. Alanın en renkli işçi korteji TÜMTİS'ti. TÜMTİS üyesi işçiler “Yaşasın örgütlü mücadelemiz!”, “Yaşasın işçilerin birliği, halkların kardeşliği!” yazılı pankartları, eşleri ve çocuklarıyla mitinge katıldılar. Sayıları 140'ı geçmişti. Belediye-İş 70, Türk Harb-İş Ankara Şube 40 kişiyle mitinge katıldılar. Yol-İş 1 Nove 3 No'lu şubeleri ise temsili olarak katılmışlardı.

KESK'in katılımı oldukça zayıftı. Hemen hemen her eylemde KESK'in ana gövdesini oluşturan Eğitim-Sen'in katılımı toplamında 500 civarındaydı. Eğitim-Sen alana “Eğitim-Sen'i kapattırmayacağız!” yazılı pankartla katıldı. BES 1 ve 2 No'lu şubeler yaklaşık 70 kişilik kortejleriyle alandaki yerlerini aldılar. Yapı Yol-Sen, ESM, Tarım Orkam-Sen, Kültür Sanat-Sen 30-40 kişilik kortejleriyle katıldılar.

TMMOB'a bağlı odalar da sınırlı katılımlarıyla alandaki yerlerini aldılar. Petlas çalışanları 40 kişilik kortejleriyle katıldılar.

Sendikaların arkasında yeralan Halkevleri ve Genç Umut 500 kişilik bir katılım sağladılar.

Yürüyüşte sıklıkla hükümet karşıtı sloganlarla ABD'nin Irak işgalini protesto eden ve sınıf dayanışmasını vurgulayan sloganlar öne çıktı. Son dönemde yaşanan provokasyonlara karşı sloganlar özellikle emekçi kortejlerinde sıklıkla atıldı. Genel olarak sosyal yıkım ve özelleştirme saldırılarına karşı tepkinin ifadesi olan sloganlar yine emekçi kortejlerinden yükseldi.

1 Mayıs öncesinde katılımı artırmak için hemen hemen hiçbir hazırlık yapmayan sendika bürokrasi, işçi ve emekçilerin alana akmasının ve kendi taleplerini yükseltmesinin de önüne geçmiş oldu. Alana yönelik ciddi bir hazırlığın olmaması, katılıma olduğu kadar coşkuya da yansıdı.

Alana coşkusu ve katılım düzeyiyle rengini veren öğrenci gençlik grupları daha çok üniversite pankartları arkasında kendilerini ifade ettiler. “Yaşasın 1 Mayıs, üniversiteler bizimdir!” ortak pankartı arkasında yürüdüler. ÖDTÜ, Hacettepe, Beytepe, DTCF, Fen Fakültesi, Gazi Üniversitesi, Cebeci Öğrencileri olarak pankartlarını açtılar. Sadece bu pankartların arkasındaki öğrenci gençliğin sayısı 500'ü aşmıştı.

Genç komünistler 1 Mayıs öncesinde birleşik gençlik hareketi yaratma perspektifine uygun bir çalışma tarzını alana yansıtmış oldu. Fakat yine de gençlik hareketinin temel sorunlarından biri olan parçalılık tablosu kendini korudu. Her üniversite özgülünde yaşanan sorunları pankartlarına taşıyan öğrenciler, sermaye-üniversite işbirliğinden formasyon hakkının gaspına, geleceksizlikten soruşturma ve tutuklama terörüne, emperyalist barbarlıktan kapitalist sömürüye kadar birçok sorunu sloganlarıyla teşhir ettiler. Yanısıra halkların kardeşliği ile devrim ve sosyalizm vurgusunu öne çıkardılar. Gençlik kortejlerinden politik içerikli sloganlar sıklıkla atıldı.

Üniversite öğrencilerin arkasında ise devrimci siyasal gruplar yeraldı. Devrimci grupların en önünde BDSP bulunuyordu. BDSP'nin Marks, Engels ve Lenin resimli “Bütün ülkelerin işçileri birleşin!” pankartı ve kızıl bayrakları alanda ilgi çekti. Komünistlerin hemen arkasında OSTİM işçileri “Bu kavgada biz de varız, Yaşasın 1 Mayıs!” şiarlı pankartlarıyla eyleme katıldı. Alana girişte özellikle OSTİM işçileri hem kürsüden hem de alandaki işçi ve emekçilerden yoğun ilgi gördü. OSTİM işçilerinin arkasında Ankara Liseli Gençlik Platformu yeraldı. Komünistlerin toplam sayısı 120'yi buluyordu.

BDSP'nin arkasında ise Haklar ve Özgürlükler Cephesi vardı. Haklar ve Özgürlükler Cephesi'nin toplam katılımı 250 kişiydi. HÖC'ün ardından 50 kişilik korteji ile ESP, ardından EKB 24, SGD ise 60 kişilik korteji ile alanda yeraldı. DHP'nin sayısı 40, Partizan 65, Kurtuluş 50, Alınteri 60, Enternasyonal Cephe 50, Öğrenci Muhalefeti 50, Gençlik İnisiyatifi 70, Odak 35, Devrimci Hareket 25 kişilik kortejleriyle alandaki yerlerini aldılar. Sincan Halkevi 30, ÖDP 140, EMEP 200, Emek Gençliği 40, SDP 50, SDG 70, Dev Lis 11, İP 500' e yakın kişiyle katılım sağladı.

Miting programı alana herkes girdikten sonra başladı. İlk önce 1 Mayıs şehitlerinin anısına saygı duruşu gerçekleştirildi. Ardından konuşmalara geçildi. Konuşmalarda daha çok son dönemlerdeki saldırı programları ve devlet eliyle körüklenen provokasyonlara değinildi. Birlik ve dayanışmanın önemine vurgu yapıldı. Konuşmaların ardından Ahu Sağlam ve Grup Kibele'nin seslendirdiği türkülerin ardından miting bitirildi.

Miting sonrası devrimci gruplar mitingin başlama yerine doğru bir yürüyüş gerçekleştirdiler.

Mitinge 10 bin işçi-emekçi ve genç katıldı.

Kızıl Bayrak/Ankara

-----------------------------------------------------------------------------------------

Ankara; 1 Mayıs gündemi ve gençlik...

Üniversite öğrencileri gelecekleri için alandaydı!

Tüm Türkiye'de olduğu gibi Ankara'da da işçi ve emekçilerin katılımı ile 1 Mayıs kutlandı. Bu yıl devrimci grupların yoğun ısrarına rağmen Sıhhiye yerine Tandoğan'da gerçekleştirilen 1 Mayıs mitingi için alan seçimi tam bir handikaba dönüştü. Gerek yürüyüş kolu, gerekse de alan mitingin coşkulu geçmesini engelleyen bir etki yaptı. Yine sendika kortejlerinin bir süredir estirilen gericilik havasının da etkisiyle oldukça cılız ve coşkusuz olduğunu söylemek gerekiyor.

Dolayısıyla Ankara'da son yıllardır yaşanan gerçeklik bir kez daha ve daha belirgin biçimde ortaya çıktı ve alandaki ağırlık gençlik güçlerinden oluştu. Ancak alandaki kitlenin neredeyse üçte birini oluşturan gençlik farklı kortejlere dağılmıştı. Gençlik hareketinin genel tablosu içinde anlamını bulan bu durum Ankara'da bir yıldır gençlik hareketine hakim olan gerileme ve dağılma süreci ile de açıklanabilir.

Değiştirme iradesi ve kararlılığın ifadesi: Üniversite Öğrencileri

Gençlik hareketinin mevcut tablosunu kabul etmemenin ifadesi olarak 1 Mayıs alanında yerini alan Üniversite Öğrencileri değiştirme iradesini alana yansıttı. Toplamı 450 kişiyi bulan Üniversite Öğrencileri en önde “ Yaşasın 1 Mayıs! Üniversiteler bizimdir! ” pankartı arkasında ortak bir irade ile eyleme katıldılar. Ortak pankartın arkasında Cebeci Öğrencileri ve Hukuk Fakültesi Öğrenci Derneği , DTCF Öğrencileri , Fen ve Mühendislik Fakültesi Öğrencileri , ODTÜ Öğrencileri , ODTÜ Baraka (bazı öğrenci topluluklarının buluşma yeri ve çalıştıkları odalar) Gazi Öğrencileri , Hacettepe Öğrencileri ve Beytepe Öğrencileri pankartları ile yerlerini aldılar.

Kortejlerde “ ODTÜ, Dil-Tarih, Gazi, Fen Fakültesi, Hacettepe, Cebeci: BİZİMDİR! ” “ Üniversiteler bizimdir, bizimle özgürleşecek! ”, “ Müşteri değil öğrenciyiz, öğrenci! ”, “ Sermaye, polis, jandarma DEFOL! ”, “ Yurtlar, yemekhaneler, üniversiteler BİZİMDİR! ”, “ Faşizme karşı omuz omuza! ”, “ Savaşa değil, eğitime bütçe! ”, “ Soruşturmalar, tutuklamalar, baskılar bizi yıldıramaz! ”, “ YÖK, polis, medya; bu abluka dağıtılacak! ”, “ YÖK'e hayır! ”, “ Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber, ya hiç birimiz! ”, “ Yaşasın 1 Mayıs! ” sloganları atıldı. Aynı zamanda yürüyüş esnasında Çav Bella, Gündoğdu, Beyazıt marşları hep bir ağızdan coşkuyla söylendi.

Buluşma noktasına farklı yerlerden yürüyüş kolları ile gelen Üniversite Öğrencileri Tandoğan meydanına sendika ve kitle örgütlerinin arkasından gelen liseli gençliğin arkasından girdi. Kürsüden tek tek anons edilmeleri sonrası genel kitleden de yoğun alkış aldılar. Eylemin en coşkulu kortejlerinden birini oluşturmakla beraber alana girildikten kısa bir süre sonra halaylara başlandı ve bu da kortej düzeninde bir dağılma yarattı. Halaylar oldukça kalabalık ve coşkulu çekildi, ancak bu arada kürsünün konuşmaları dinlenmedi.

Aslında Ankara gibi üniversite öğrencilerinin yoğun olduğu bir kentte eylem kürsülerinde öğrencilere de söz hakkı tanınması gerekiyor. Bu durum kürsü ile gençlik arasındaki yabancılaşmanın kırılması için de vesile olacaktır. Bu tür kısmi olumsuzlara karşın Üniversite Öğrencileri, alanda iz bırakan kitlelerden biriydi. Şimdi bunu 1 Mayıs sonrasına taşımak ve gençlik hareketinin dağınık tablosuna bu yolla müdahale etmek gerekiyor.

Okullarda eylem hazırlıkları: Yoğun emek ve şevkli çalışma

Çeşitli okullardan esnek çalışmaların alana hep beraber çıkmaları ve bunun gençlik hareketinin sorunlarını çözme iradesi için bir dayanak haline getirilmesi tartışması 1 Mayıs'tan 20 gün kadar önce başladı. Genç komünistlerin özel bir hassasiyet gösterdikleri ve yoğun bir çaba harcadıkları bu girişime başlangıçta DGH ile ortak başlandı. Kısa bir süre sonra Öğrenci Koordinasyonu ve onun ardından da Emek Gençliği sürece dahil oldular. Ancak çalışmaların asıl gücünü bir iki yer dışında bizzat o okulların öğrencileri sürdürdü ve bizce en anlamlı olan noktada buydu.

Tek tek okullardaki çalışmalardan burada bahsetmeyeceğiz. Biz okulların ortaklaşmasının ürünü olan noktaların üzerinde duracağız. Aslında çalışma ilk başladığı andan itibaren altı okulun öğrencilerinin ortak materyaller çıkarması gereği üzerinde durulmaktaydı. Ancak geçmişte pek de örneği ve geleneği olmadığı için bu ihtiyaca zamanında yanıt verilemedi ve yerel çalışmaların biraraya gelmesi ancak son hafta mümkün oldu. Bu zamana kadar tüm okullarda çalışmaların ve hazırlıkların başlamış olduğunu belirtelim.27 Nisan günü Cebeci Öğrencileri'nin yaptığı çağrıyla Cebeci'de bir toplantı yapıldı. Tüm okullardan 70'e yakın öğrencinin katıldığı bu toplantıda gençlik hareketinin ihtiyaçları, ortaklaşmanın önemi ve 1 Mayıs'ta bunun gerçekleşmesi için atılacak pratik adımlar konuşuldu. Toplantı boyunca olumsuz ve gerici bir tutum alan Emek Gençliği'nin bu tutumu genel bir tepki ile karşılandı. Tartışmaların verimini de düşüren bu nokta ile birlikte Emek Gençliği'ne dair sözlerimizi birazdan aktaracağız. Burada ilk pratik kararların ardından cuma günü Eylem Komiteleri Koordinasyonu olarak yeniden toplanıldı. Kitleye açık yapılan toplantıda yine 70 kişi vardı. Örgütsüz unsurların da tartışmalara canlı biçimde katıldığı toplantılar ve ortak bir irade oluşturulması yönündeki kararlar çalışmanın devamına dair umut vericiydi. Özellikle bu son toplantıda bir 1 Mayıs değerlendirme toplantısına dair karar alınması ve ODTÜ Öğrencilerinden bazı arkadaşların 6 Mayıs gündemini önden önermesi özellikle anlamlı bir adıma işaret ediyor. Alanda da bu toplantıya çağrı yapan el ilanları dağıtıldı ve kortejlerde konuşmalar yapıldı.

Siyasal gençlik gruplarının tablosuna ışık tutan çalışma

Üniversite Öğrencileri çalışması bugünden gençlik hareketinin hanesine yazılmış ve özellikle yerel ayakları politik gençlik gruplarının sınırlarını aştığı ölçüde öğrenci hareketinin bütününe mal olmuştur. Ancak bununla beraber Ankara 1 Mayıs'ından bahsederken politik gençlik gruplarının tablosuna değinmemek eksiklik olacaktır. Başta belirttiğimiz gibi Üniversite Öğrencileri çalışmasına dört gençlik grubu katılmıştır. Bunlardan Emek Gençliği çalışmanın geneline olumsuz ve bozguncu bir hava ve tarzla dahil olmuştur. DGH ve Öğrenci Koordinasyonu ise bahsedilmesine gerek olmayacak kadar küçük pürüzler olsa da birlikte hareket etme ve ortak çalışma kültürüne örnek sayılması gereken bir tutumlar sergilemişlerdir. Pratik çalışmanın dışındaki perspektif ve algılayışlarını yapacakları değerlendirmeler ve bundan sonraki tutumları belirgin kılacaktır.

Emek Gençliği ise çalışmanın geneline dair bir ilgisizlik içerisindeydi. Yerellerde istisnalar bir yana çalışmanın zayıf bir yanı olarak kaldılar. Çalışma yürüttükleri yerlerde ise ortak bir çalışma değil, kendilerine daralan bir faaliyet yürüttüler. Daha görünür oldukları Gazi ve Hacettepe'de son anda marazan bir ortaklaşma sağlandı. Her iki okulda da ayrı yürüttükleri ve kendi çevrelerinden ibaret kalan çalışmaları ile alanda ya da alandan hemen önce bir toplam oluşturuldu. Kelimenin tam anlamıyla bir toplam oluşturuldu, zira sadece pankartlar ortaklaştırıldı. Başkalarını esneklikten ve kitle çalışmasından uzak olarak nitelemeyi çok seven bu arkadaşlar, ortak pankartlar arkasında “İş, bilim, özgürlük!” sloganını atmayı denediler. Gazi'de tuttuysa da Hacettepe içinde genel tepki ile karşılandı ve engellendi. Üstelik aynı arkadaşlar tüm küstahlıklarına karşı bu planlarını toplantılarda tartışmayı bile göze alamamışlardı. Kuşkusuz bu grubun tutumunun pratik yanına ilişkin daha uzun yazılabilir, ancak biz verilen örnekleri yeterli görüyoruz. Söyleyeceğimiz şudur: Reformizm bir kez daha gerçek yüzünü göstermiş, zoraki katıldığı bir çalışma olarak Üniversite Öğrencileri'nin ileri çıkışlarını engellemeye çalışmış ve dahası bunu yaparken çokça eleştirdiği dar grupçuluğun, küçük grup hesaplarını aşmayışın nadide örneklerini sergilemiştir. Özcesi gericileşmiştir. Ancak bu da dönüp kendilerini vurdu ve çalışmayı sırtlayan öğrencilerden tepki dışında hiçbir karşılık alamadılar.

Diğer gençlik gruplarına dair genel birkaç şeyle yetineceğiz. Zira bu gruplar yıllardır sergiledikleri tutumu sürdürmüşler ve hareketin toparlanması çabasının dışında kalmışlardır. Bir kısmı bunu tartışma ihtiyacı bile duymamışlardır. Kendi değerlendirmelerinde öğrenci pankartlarını örgütsüzlük olarak niteleyen bu gruplar, buraya gelerek değiştirme yönünde bir örgütsel irade de sergilememişlerdir. Ancak kuşkusuz bu çalışma farklı nedenlerle dışarıda kalan, ancak bakışta bu hattı samimiyetle savunabilecek güçlerin katılımını gerektirmektedir. Çünkü çalışmanın içerisindeki güçlerin özlemi birleşik, kitlesel, kendi gücüne güvenen ve örgütlü bir gençlik hareketidir.

1 Mayıs '05 Ankara gençliğine örnek olmalı!

Buraya kadar söylediklerimizi yinelemek gerekmiyor. Ancak bir kez daha alanın en dikkat çekici kortejlerinden biri olarak Üniversite Öğrencileri 'nin taşıdıkları coşku ve oluşturdukları güven, umut havası ile 1 Mayıs'ı kazandıklarını söylemeliyiz. Her şeyden önemlisi eylem için yürütülen çalışmanın kendisidir. Son derece olumlu bir havada geçen çalışma yapılan etkinlik, şenlik, toplantılarla ve kullanılan çok çeşitli materyallerle muazzam bir emek yoğunlaşması olarak yaşandı.

Bizce en önemli noktalardan biri de ortaklaşmaydı. Ankara'da geçmiş yıllarda da birbirinden ayrı ve kopuk olarak alana çıkan çeşitli okullardan öğrenciler eylem alanında buluşmaktaydılar. Ancak bu yıl önden bir birleşme ile ve ortak bir irade ile yapılan çalışma sayısal olarak değilse bile bu yanıyla geçmiş yılları aştı. Bu birliktelik çabası ve iradesinin siyasetlere daralmaması ve alanın dışında özellikle çalışmalar sırasında bunu aşan bir düzey ortaya çıkarması özellikle anlamlıdır. Yine bu çalışma tarzının yerellerin gündemini ve nabzını başarılı biçimde tuttuğu ekleyelim.

Yaşanan kısmi aksaklıklar ise çalışmanın bugünkü örgütlülük düzeyi ile anlaşılabilir. Asıl sorun bundan sonrasıdır. Eğer çalışma ileriye taşınabilir, bu birliktelik geliştirilebilirse bu sorunların da aşılması zor olmayacaktır. Birbirinden kopuk hareket eden Ankara üniversitelerinin böyle bir birliği bizce gençlik hareketi için önemli bir kazanımın ilk adımıdır. Geniş gençlik kitlelerinin inisiyatifine dayalı, daha örgütlü bir çalışma için önümüzdeki dönemi ve politik gündemleri değerlendirmeliyiz.

Her şey birleşik, kitlesel, örgütlü, devrimci bir gençlik hareketi için!

Ankara Ekim Gençliği