Türkiye'de 1 Mayıs
  1 Mayıs İstanbul
  1 Mayıs Ankara
  1 Mayıs İzmir
  1 Mayıs Adana
  1 Mayıs Bolu
  1 Mayıs Bursa
  1 Mayıs Samsun
  1 Mayıs Sıvas
  1 Mayıs Antalya
  1 Mayıs Kayseri
  1 Mayıs Gaziantep
  1 Mayıs Antakya
  1 Mayıs Trabzon
  1 Mayıs Zonguldak
  1 Mayıs Kıbrıs
 
 Dünyada 1 Mayıs...
  Değerlendirme; Dünya'da 1 Mayıs tablosunun gösterdikleri
  1 Mayıs Almanya

  1 Mayıs Fransa

  1 Mayıs İşviçre-Holland
 
 
 


 

Beş kıtada milyonlarca emekçi alanlardaydı...

Dünyada 1 Mayıs eylemlerinin gösterdikleri

Uluslararası emperyalist burjuvazinin özellikle de ‘90'lı yıllarda dünya genelinde hız kazanan ve tüm cepheleri kapsayan saldırı dalgası son yıllarda daha da derinleşerek devam etti. Kapitalizmin anavatanı olan emperyalist Avrupa'da dokunulamaz sanılan temel sosyal haklar bile sistematik bir saldırının hedefi oldu. Dünyanın her tarafında sosyal yıkım ağırlaştı, yoksulluk ve sefalet derinleşti, işçilerin yaşam ve çalışma koşulları daha da kötüleşti, işsizlik milyonların korkulu rüyası haline geldi. Bütün bunları demokratik özgürlükler alanına yönelik saldırılar tamamladı. Afganistan'da başlayan ve bugün Ortadoğu'da devam eden emperyalist saldırganlık ve savaş kapitalist dünya gerçeğinin tamamlayıcı tablosu oldu. Özetle son beş yıl üzerinden bakıldığında işçi sınıfı ve emekçi kitleler, ezilen yoksul halklar sürekli derinleşen ve genişleyen, daha da yıkıcı boyutlar kazanan çok yönlü bir kuşatma ve saldırıya hedef oldular.

Bütün bunlar ezilen ve sömürülen kitlelerde derin bir hoşnutsuzluğu mayaladı ve mücadele dinamiklerini biriktirdi. Bunların dünyanın her tarafında şu ya da bu şekilde barışçıl ve geri biçimler içinde de olsa açık mücadele biçimleri aldığını biliyoruz. Emperyalist metropoller bile grev, genel grev, miting, yürüyüş gibi yaygın işçi eylemlerine sahne oldu. Bunlara son yıllarda daha kitlesel boyutlar kazanan 1 Mayıs gösterilerini de eklemek gerekiyor.

Bunların hepsi birarada 2005 1 Mayıs'ının daha yaygın, daha kitlesel ve içeriği bakımından daha güçlü geçeceği doğal beklentisine yolaçmıştı. 2005'in dünyadaki 1 Mayıs kutlamaları bu beklentiyi doğrulamış mıdır? İki dünyanın, emekle sermaye dünyasının karşı karşıya geldiği bu özel günde işçi sınıfı ve emekçi kitleler saldırılar karşısında sermaye sınıfına karşı daha ileri bir tutum, daha kitlesel ve güçlü bir karşı koyuş ortaya koyabilmiş midir? Bu soruların cevabı basit bir şekilde evet veya hayır biçiminde verilemez. Bunun birçok nedeni vardır ve biz burada ikisi üzerinde durmak istiyoruz.

Birincisi; emperyalist iletişim araçları değişmez bir tutum olarak bu yıl da kasıtlı bir şekilde 1 Mayıs gösterilerini son derece sınırlı kesitlerle verdiler. Sermaye basını ağız birliği etmişçesine 1 Mayıs haberlerini neredeyse yansıtmamaya özel bir önem gösterdi. Yansıttığı ölçüde ise bunun önemli çarpıtmalar içerdiğinden kuşku duyulmamalıdır. Bunun için iletişim araçları üzerindeki emperyalist tekeli aşıp 1 Mayıs kutlamaları hakkında gerçek bilgilere ulaşma şansına fazlaca sahip değiliz. Dolaysıyla kutlamaların gerçek içeriğini, kapsamını, kitleselliğini ve havasını elde etme bilgisinden yoksunuz. Bu durum isabetli bir değerlendirme yapabilme imkanını doğal olarak sınırlıyor.

İkincisi; dünya çapındaki kutlamalar bu yılda birçok bakımdan kıtalar ve ülkelere göre önemli farklılıklar gösteriyor. Bu da daha sağlıklı bir değerlendirme yapmada ikinci güçlük alanımız oluyor. Bütün bunlara rağmen elde edilen sınırlı bilgiler, bu yılki 1 Mayıs kutlamalarının nasıl geçtiği konusunda bize bir parça da olsa fikir veriyor ve bunun ışığında kaba çizgiler halinde de olsa bir değerlendirme yapma imkanı elde etmiş oluyoruz.

Öncelikle ve özellikle bu yılki 1 Mayıs kutlamalarına da dünya çapında milyonlarca kişinin katıldığının altını çizmek durumundayız. Bu kadarını burjuva medyanın kendisi de dile getirmektedir. Milyonlarca işçi ve emekçi kendi somut talep ve şiarlarıyla birlikte sokaklara ve alanlara akarak 1 Mayıs'ın kendileri için nasıl bir manevi değer ifade etiğini, sermaye sınıfına karşı mücadelede bugünün kendileri için taşıdığı özel önemi bir kez daha göstermiş oldular. Hemen hemen tüm ülkelerdeki kimi gösterilerde sosyalizme ait sembollerin küçümsenmeyecek ölçüde yaygınca kullanılması, Enternasyonal marşının okunması, emekçi kitlelerdeki sosyalizm özleminin güçlenmesine gösterge sayılmalıdır. Devrimci örgüt ve önderliğin yokluğu koşullarında bile bunların yaşanıyor olmasının taşıdığı özel önem ise herhangi bir açıklama gerektirmiyor.

Uluslararası sermayenin tek merkezde planladığı ve tüm dünyada uyguladığı ortak karekter kazanan ve giderek daha yıkıcı sonuçlar yaratan saldırı dalgası emekçi kitlelerde biriken mücadele isteği ve eğilimine önemli bir itilim kazandırmış ve bu 1 Mayıs vesilesiyle kendini bir kez daha ortaya koymuştur. Yakalanan kitlesellik ülkelere ve kıtalara göre ciddi farklılıklar göstermekle birlikte, hemen tüm ülkelerde sayıları yüzlerle ifade edilen yaygın gösteriler ve kutlamalar buna işaret etmektedir. Buna eklenmesi gereken dikkat çekici bir nokta ise, dünya çapındaki kutlamalarda işçi ve emekçilerin şiar ve taleplerindeki şaşırtıcı ortaklıktır. 1 Mayıs kutlamalarına her yerde ağırlıklı olarak işsizliğe, yoksulluğa, özelleştirmelere ve sosyal hakların gaspına karşı yükseltilen şiarlar damgasını vurdu. Sermaye sınıfının dünya ölçüsündeki ortak ve kapsamlı saldırısı milyonlarca emekçiyi sadece sosyal yıkıma değil ama aynı zamanda ortak talepler etrafında mücadeleye de sürüklemiş bulunduğu açık bir olgudur ve 1 Mayıs'ın gösterdiği gerçeklerden biri de budur.

Bu yılki 1 Mayıs kutlamalarının kitlesel yanıyla beklentileri ne ölçüde karşılayıp karşılamadığının, sınıf hareketinin daha ileri politik biçimler alıp almadığının bu aşamada öze ilişkin bir önemi yoktur. Zira dünya ölçüsünde toprağın henüz yeni yeni düzlenmeye başlandığı, sınıfın saldırılar karşısında şaşkın ve henüz yalnızca savunma refleksi içinde olduğu düşünüldüğünde, buna işçi ve emekçi kitlelerinin bilinç ve örgütlenme düzeyi de eklendiğinde, abartılı beklentiler içinde olmanın dayanıksızlığı da anlaşılmış olacaktır. Ayrıca sınıfın büyük kesmini denetim altında tutan ve icraatlarıyla onun güvenini kaybeden, yanısıra 1 Mayıs'a gerekli ilgiyi gösterip katılım noktasında dikate değer bir çaba göstermeyen sendikaların tutumu da düşünüldüğünde, işçi ve emekçiler adeta kendiliğinden ve sezgileriyle milyonlarla ifade edilen bir rakamla alanlara çıkıyorlarsa, bu sanıldığından da önemlidir ve bugün için son derece de anlamlıdır.

Kıtalardaki ve ülkelerdeki gösterilerin ktleselliğindeki farklılıklar kendi başına 1 Mayıs'ın başarılı geçip geçmemesine gösterge değildir. Örneğin Avrupa kıtasındaki kutlamalar geçen yılın altında değil ama onu da fazla aşmayan bir kitlesellik yakaladı. Ama sınıf hareketinin barışçıl ve nispeten durgun olduğu bu kıtanın bazı ülkelerinde kapitalizm cepheden suçlandı ve konuşmalara genel hatlarıyla bu içerik damgasını vurdu. Almanya'da yapılan kutlamalardaki konuşmalarda sendika bürokratlarının dahi “Kapitalizmi eleştirmek yetmez, somut adımlar atmak gerekir” gibi açıklamaları, bu örneklerden bazılarıdır. Özetle Avrupa ülkelerinin bazılarında geçmiş yılı aşan büyük kitlesel katılımlar olmasa da konuşma ve açıklamaların, ileri sürülen şiarların eskiye oranla daha fazla kapitalizm karşıtı içerik kazanması dikkate değer bir noktadır. Asya kıtası ise sınırlı bilgiler ışığında bakılsa bile daha militan gösterilere sahne oldu. Güney Kore işçi sınıfı her zamanki disiplin ve militanlığıyla örnek tutumunu bu yıl da gösterdi. Latin Amerika ülkelerindeki kutlamaların bilgisine fazlaca sahip değiliz, ama bu ülkelerde nispeten daha militan ve yaygın kitle gösterilerinin gerçekleştiği kuvvetle muhtemeldir.

1 Mayıs bir kez daha dünya ölçüsünde milyonlarca işçi ve emekçinin alanları doldurmasına sahne olarak, böylece emekle sermaye cephesinin daha açık bir biçimde karşı karşıya geldiğini göstermiş oldu. Dünya çapındaki kutlamalarda gençliğin geniş katılımı son yılların olağan bir tablosudur. Fakat bu tablo içinde çok önemli olan ve dikkat çeken asıl olgu, gençliğin net bir şekilde kapitalizmi suçlaması ve sosyalizme yönelmesidir. Gençlik kortejlerindeki sosyalizm sembolleri, ileri sürülen talep ve şiarlar, taşınan pankartlar, bu konuda herhangi bir tereddüte yer bırakmamaktadır. Arayış içindeki gençliğin yüzü önemli oranda sosyalizme yöneliktir.

2005 1 Mayıs'ında işçi sınıfı ve emekçiler onmilyonlar olarak alanlara akmadılarsa bu onların mücadeledeki isteksizliğine değil fakat dünyanın her yerinde kendini yakıcı bir şekilde gösteren devrimci önderlik boşluğuna kanıt sayılmalıdır. İşçi ve emekçiler saldırılar karşısında büyük bir hoşnutsuzluk ve arayış içindeler. Büyük bir mücadele istek ve enerjisi taşıdığını çeşitli vesilelerle de ortaya koymaktadır 1 Mayıs'ta da bu yapılmıştır. Fakat burjuva reformizminin ve sendika bürokratizminin çok yönlü kuşatması içinde cendereye sıkıştırılmış ve beyinleri burjuva propagandayla dumura uğratılmış bir sınıf bugünkü koşullarda ancak bu düzey ve çapta bir direnç gösterebilmektedirler.

İşçi sınıfı ve emekçi kitlelerin kitlesel, birleşik ve devrimci bir 1 Mayıs yaratmaları kuşku yok ki onların ancak devrimci sınıf politikalarına kazanılmaları ve öncüleriyle birleşmeleri ölçüsünde mümkün olacaktır. Olayların gelişimi ve süreçlerin seyri de bu yönde işlemektedir.